Başlık ne kadar buluşturucu ve ne kadar tamamlayıcı görünmekte ancak bu yazıda değinilecek iki ayrı konu hâlbuki bir tek noktadan bağlantılı.
Film izlemek bilgi edinmenin yollarından biridir. Gider koltuğunuza kurulur başka hayatlara misafir olursunuz. Empati yapar başka düşünceleri anlama yolunda kendinize ufuklar açarsınız. Bir şeyler öğrenirken hem aklınıza hem de duygularınızla öğrenirsiniz.Az evvel Kurtlar Vadisi Filistin isimli filmi izledik.
Film eleştirmeni olmadığım için genel teknikler hakkında yorum yapmam doğru olmaz.
Ancak konuyu ele almaları bile benim film ekibini yürekten alkışlamam için yeterlidir.
Film de insan psikolojisi sosyal psikoloji üzerine pek çok konuşulacak konu var. Filistin topraklarında yaşanan dramlardan örnekler var.
Elbette benim Filistin'de bir varoluş mücadelesi sergileyen kardeşlerim için filmin konusuna yanlı bakmam söz konudur. Ancak bu insanım diyen bir kişinin dahi "Evet burada zulm var, insanlık dramı var" diyeceği kadar da objektif olabileceği bir konudur.
“Varoluş mücadelesi.” İşte benim için konu tam da burada başlıyor.
*****
İsrailli Moşe; elinde mazlumları acımazsızca katlettiği silah olduğu halde girdiği mahallede katlettiği insanlara aşağılayıcı bir bakışla bakarak der ki: “Evet burada vad edilmiş topraklar var. Ve büyük İsrail devletini kurmak elbette kolay olmayacak.”
Yürüyemeyen çocuğu tekerlekli sandalyeden yere iter ve “Hadi sen de bir kahramansın demek ki. Tek başına çık bu evden” der. Dışarıda bekleyen dozere emir verir. Hemen yıkın. Ev Ahmet'in üzerine yıkılır. Ben bir kahramanım bakışı ile Moşeye sadece bu bakışla cevap verebilen küçük Ahmet' in.

Yıl 1943, Auschwitz toplama kampında Nazilerin insanlık dışı muamelesinde mazlum durumdadır Frankl.. O bir psikiyatristtir. Ve burada acı içinde geçireceği 3 yılda annesini babasını kızkardeşini karısını topladıkları bu kampta oluşur logo terapinin alt yapısını.(O kamplardan sadece kızkardeşi kurtulabilmiştir. Frank bunu kamptan kurtulduktan sonra öğrenebilecektir.)

Yahudi olduğu için kendisine zulmedilen o kampta bir gün intihar etmek üzereyken eşinin belki de yaşadığını düşünerek ona kavuşma arzusu ile son bir yaşama anlamı bulur. Bir varoluş mücadelesi sergiler. Sadece Yahudi olduğu için gaz odasında zulüm altında can vermiştir eşi hâlbuki diğer tüm ailesi gibi. Frankl Yahudi olduğu için kürek mahkûmluğu yapmıştır, akla gelebilecek her türlü işkenceyi yaşamış ve o ortamda aklını kaybetmemeye çalışmıştır.
Frankl, burada tek sığınılabilecek kurtuluş çaresini kendini bir labarotuvarda gibi hissedebilmek, her şeye dışarıdan bir gözle bakacak kadar anlamın peşinde koşmak diye açıklar. Bir varoluş sebebine sığınır bu Yahudi toplama kampında Nazilerin zulmünde hayatta kalabilme gücünü bulabilmek için. Çünkü o böyle dayanabilmiştir.
O kamptan çok az Yahudi kurtulur. Bunlardan biri de Victor Frankl’dır.
3.büyük psikoloji ekolünü logoterapi tekniği ile kuracak olan Frankl kuramını şöyle nitelendirir: Nevrozlar ( ruhsal bozukluklar ) giderilse de insanda varoluşsal boşluklar oluşur. Bu boşlukları dolduracak yegâne amaç, insanın “varoluş anlamını” bilmesidir.
O bir psikiyatrist, psikoterapist. Yahudi olduğu için insanlık dışı zulme uğramış. O bir Yahudi..
Küçük Ahmet Filistin topraklarında okuluna giderken siyonist bir kurşunla vurulmuş sebepsiz yere. Yürüyemiyor, sürünerek çıkarsın diye alay edilerek bir enkaz altında bırakılıyor ölüme terk edilerek. O bir Müslüman sadece Müslüman olduğu için zulme uğruyor. Yahudiliğin temelinde arz- mev’ud vardır diyen ve bu uğurda döktüğü kanlarla, aldığı canlarla kuracağı devletinde mutlu olacak bir İsrailli zalim Moşe…
Yahudi kanından başka hiçbir ırkı insan kabul etmeyen bir düşüncenin yetiştirdiği milyonlarca zalimden sadece biri, komutan Moşe.
Yaşamak denilirse “Bir parça yaşayan” bu garip Filistin halkının bunca zulme dayanma amacı “Varoluş Mücadelesi” inandıkları hak din.
Frankl’ı ve Filistinli Ahmet’i aynı zulmete uğratan nasıl bir anlam olabilir? Nasıl bir hedef olabilir?
Bir insanın anlamı diğerinin hayatını katledebilecek manayı taşıyabilir mi?
Bilmek istemeyen birine ne anlatılabilir?
Eminim bunu düşünemezler bile. Bırakın ilimi bilimi,
Bunu anlayabilecek kadar insan olsalar keşke…
Filmden bir kare:
Yahudi kadın Simon korku içindedir. Zira o bir siyonist değildir ve Filistinli ailenin “bir parçalık” yaşamına şahit olmuştur. Bir müddet kalmak zorunda olduğu Filistinli bir ailenin evinde Müslümanlar yalnızca Yahudi olduğu için bir şey yapacaklar diye korku içindedir.
Yaşlı Filistinli kadın ona der ki: “Bizim bize zulmedenlere düşmanlığımız var. Yahudilere değil”
*Victor Frankl'ın kamp hayatının da içinde bulunduğu "İnsanın Anlam Arayışı" isimli kitabı okumanızı, "Kurtlar Vadisi Filistin" filmini izlemenizi ve içinizdeki anlamı unutmadan yaşayabilmenizi dilerim.